Milli füzelere kadın eli

NASA’ya damgasını vuran kadınları anlatan ‘Gizli Sayılar’ filmini anımsayanlar, siyahi zeki kadınların NASA’nın tarihini nasıl değiştirdiğini bilir. Bizim hikâyemizdeki kadınlar da Savunma Sanayi’nin kaderini değiştirmeye talip.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, ‘Başta Kız Çocukları Olmak Üzere Gençlerin Bilim, Teknoloji, Matematik Ve Mühendislik Alanlarına Yönlendirilmesi’ konulu bir çalışma başlattı. Bu amaçla kurulan alt komisyona davet edilen TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) Müdürü de topçu mühimmatından tutun da uçaktan atılan ‘demet bombası’, ‘hassas güdüm kiti’, ‘seyir füzesi gibi’ çok sayıda savunma sanayi ürününe imza atan kadınları anlattı.

SAYILARI ARTACAK

Umut Erdem’in aktardığına göre, SAGE Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş, başarının altında dikkati çeken bir oranda kadın araştırmacı olduğunu dile getirdi. SAGE’de 965 araştırmacı personel çalışıyor. Araştırmacıların yüzde 25’i kadın, yüzde 75’i erkekten oluşuyor. Enstitü, önümüzdeki 10 yıl içinde kadın araştırmacı oranını yüzde 35’e çıkarmayı planlıyor.

NENE HATUN GİBİ

Kadınların yüzde 80’i temel bilimler, teknoloji, matematik ve mühendislik alanlarında görev yapıyor. Hatta kurum Google ve Amazon gibi mezuniyet diplomasını ikinci plana bırakıp, yetenek ve profilleri ön plana çıkartan bir yöntemle eleman almayı da planlıyor. TÜBİTAK ve alt kuruluşu SAGE, FETÖ’den temizlendikten sonra ülkenin dahi ve zeki çocuklarına kapı açmaya başladı. Ülkenin kurtuluşuna katkı sağlayan Nene Hatun ve Saime Kadın’lar gibi gelişmesini de yine kadınlar yapacak.

RUH SAĞLIĞIMIZDA BİR SORUN MU VAR

Toplumun ruh sağlığı, depresyon ilaçlarının tüketilme hızı ve bu nedenle hastaneye başvuranların sayısı Meclis’te sık sık konu olur. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son üç yıl içerisinde 8 milyon kişinin ruhsal sorunlar nedeniyle hastanelerin kapısını çaldığı anlattı. Başvuranların yüzde 69’u kadın, yüzde 31’i erkek. Ülkedeki ruhsal sorunlar sadece soru önergelerinde değil, TBMM’de yapılan birçok konuşmaya da konu oluyor. İşte bu verilerden derlediğimiz ruh sağlığı haritası:

35 MİLYON KUTU

* Depresyon ilaçlarının kullanımı arttı, depresyon ilacı kullanımı yılda 35 milyon kutuyu aştı.

* Depresyon şikayetleri en çok 18-30 ile 45-65 yaş aralıklarında görülüyor.

* Yaşam zorlukları ve stres depresyonu tetikliyor.

* Türkiye’de antipsikotik tüketimi 5 yılda 7 milyon kutudan 12 milyon kutuya çıktı.

* En çok depresyon ilacını Ortadoğu ülkeleri tüketiyor.

* En mutlu ülke ise Japonya.

MAHKUMLAR HANGİ TV’Yİ İSTİYOR

Bülent Sarıoğlu’nun verdiği bilgiye göre, TBMM’de kurulan Hükümlü ve Tutuklu Hakları Alt Komisyonu, şimdiye kadar altı cezaevini denetleyerek raporlar hazırladı. Son dönemde milletvekilleri, ‘yeterli sıcak su, yemek kalitesi, hastaneye düzenli sevk, kantinde ürün çeşitliliği ve uygun fiyat, gardiyanların dili ve üslubu’ gibi bilinen sıkıntılardan farklı taleplerle karşılaştılar.

NEREDEYSE TAMAMI

İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar farklı siyasi görüş ve farklı suç tiplerinden neredeyse tüm mahkûmların ortak bir televizyon kanalı talebi var. Komisyonun en son hazırladığı Diyarbakır raporunda bu konu, cezaevindekilerin ‘kültür, sanat, edebiyat, müzik, sinema ve tarih konularındaki beklentileri’ olarak yer aldı. Bu talep, hapishanedeki yayın listesine kültür yayınlarıyla ilgi çeken TRT-2’nin alınmasıydı.

‘TEKNİK SIKINTI VAR’

Devletin resmi kanalının neden hapishanelerde izlenemediğini, milletvekilleri de anlamadı. Alt Komisyon Başkanı Hüseyin Yayman, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yılmaz Çiftçi’ye “Bu kanal açıldı mı?” diye sorunca, “Teknik bir sıkıntı var. Karasal yayın yapıyormuş, ‘Sisteme dahil edilme sıkıntısı var’ dedi arkadaşlar. Yani devletin kanalı, onu tekrar inceleyeceğiz” yanıtı aldı. Mahsuplara umut doğdu.